Hintçe içindeki तेल लगाना ne anlama geliyor?

Hintçe'deki तेल लगाना kelimesinin anlamı nedir? Makale, tam anlamını, telaffuzunu ve iki dilli örneklerle birlikte तेल लगाना'ün Hintçe'te nasıl kullanılacağına ilişkin talimatları açıklamaktadır.

Hintçe içindeki तेल लगाना kelimesi yağlamak, gerilmek, yağlama, uzatmak, germek anlamına gelir. Daha fazla bilgi için lütfen aşağıdaki ayrıntılara bakın.

telaffuz dinle

तेल लगाना kelimesinin anlamı

yağlamak

(oil)

gerilmek

(anoint)

yağlama

(oiling)

uzatmak

(anoint)

germek

(anoint)

Daha fazla örneğe bakın

गुँधे हुए आटे को पतला बेलकर, थोड़े से तेल लगे हुए तवे पर सेंका जाता है।
Hamur, ince olarak açılır ve hafif yağ sürülmüş bir sac üzerinde pişirilir.
बाइबल इसके कुछ उदाहरण देती है, जैसे ‘दाखमधु पीने और तेल लगाने से प्रीति रखना’ और ‘बुद्धि से प्रीति रखना।’
Mukaddes Kitap ‘şarabı sevmekten’ ve ‘hikmeti sevmekten’ söz eder.
किसी को चोट लगने या कट जाने पर चोट को ‘तेल लगाकर नरमाया’ जाता था, ताकि चोट जल्दी ठीक हो जाए।
Eski zamanlarda iyileşme sürecini çabuklaştırmak üzere yara bereler ‘yağla yumuşatılırdı.’
बल्कि, एलीहू की तरह, वे धैर्य से उनकी बात सुनते हैं और फिर परमेश्वर के वचन का शामक तेल लगाते हैं।
Elihu gibi, onlar da, böyle kimseleri sabırla dinler ve sonra onlara Tanrı’nın Sözünün sakinleştirici yağını tatbik ederler.
नियमित रूप से क्रीम या तेल लगाकर मालिश करने के द्वारा मैट्रिक्स को स्वस्थ रखने से नेल प्लेट को लाभ हो सकता है।
Matriksi, krem veya yağla düzenli masaj yaparak uyarmak tırnak tablasına yararlı olabilir.
जैसे यशायाह ने कहा, उसके घावों का “न मवाद पोंछा गया, न उनपर पट्टी बांधी गई, और न तेल लगाकर उन्हें ठण्डा ही किया गया।”
İşaya’nın belirttiği gibi, yaraları ‘sıkılmamış, sarılmamış, yağla yumuşatılmamış.’
उन तीन सप्ताहों के पूरे होने तक, मैं ने न तो स्वादिष्ट भोजन किया और न मांस वा दाखमधु अपने मुंह में रखा, और न अपनी देह में कुछ भी तेल लगाया।”
“Tam üç hafta doluncıya kadar, iyi yemek yemedim, ve ağzıma et ve şarap girmedi, ve hiç yağ sürünmedim.”
13 यशायाह, यहूदा की इस दयनीय हालत के बारे में आगे कहता है: “केवल घाव, चोट और सड़े हुए जख्म! उनका न मवाद पोंछा गया, न उनपर पट्टी बांधी गई, और न तेल लगाकर उन्हें ठण्डा ही किया गया।”
13 İşaya, Yahuda’nın içler acısı durumunu anlatmaya devam ediyor: “Ancak yaralar, ve bereler, ve taze kötek çizgileri var; bunlar sıkılmamışlar, ve sarılmamışlar, ve yağla yumuşatılmamışlardır.”
उन्नीसवीं सदी के मध्य भाग में, वायुमंडल में बड़ी मात्रा में कार्बन डाइऑक्साइड मिलाते हुए, मनुष्य पहले से कहीं ज़्यादा मात्रा में कोयला, प्राकृतिक गैस और तेल जलाने लगे
On dokuzuncu yüzyılın ortalarında, insanlar daha önce görülmemiş miktarda kömür, gaz ve petrol yakarak atmosfere büyük oranda karbon dioksit yayılmasına neden oldular.
असल में बाइबल ऐसे विश्वासी पुरुष और स्त्रियों का ज़िक्र करती है जो गहने पहनते थे अथवा प्रसाधन तेल और इत्र लगाते थे।
Hatta, Mukaddes Kitap mücevher, kozmetik amaçlı yağlar ve parfümler kullanan sadık erkeklerden ve kadınlardan söz eder.
एक मौके पर मरियम, जो उसकी एक दोस्त थी, उसने यीशु के सिर और पैरों पर खुशबूदार तेल उँडेला, वहाँ मौजूद कुछ लोग पूछने लगे: “इस खुशबूदार तेल को ऐसे बरबाद क्यों किया गया?”
Örneğin, bir keresinde arkadaşı Meryem onun başına ve ayaklarına pahalı bir yağ döktüğünde bazıları Meryem’i “Bu kokulu yağ neden israf edildi?”
(यशायाह 1:6) यीशु ने अपने एक दृष्टांत में कहा कि जब अच्छे सामरी ने यरीहो के रास्ते में एक घायल आदमी को देखा तो उसने उसके घावों पर जैतून का तेल और दाखरस लगाया।—लूका 10:34.
(İşaya 1:6) İsa’nın örneklemelerinden birine göre merhametli Samiriyeli, Eriha yolunda önü kesilip soyulmuş adamın yaralarına zeytinyağı ve şarap akıtmıştı.—Luka 10:34.
अपनी रोज़ी-रोटी के ज़रिए को बचाने के लिए सैकड़ों मछुआरे कई हफ्तों तक समुद्र से तेल की परतें निकालने में लगे रहे।
Yüzlerce balıkçı denizin üzerindeki, geçim kaynaklarını tehdit eden petrol katmanıyla mücadele etmek için haftalar boyunca denize açıldı.
मिसाल के तौर पर, कुछ युवक “थोड़ा मज़ा उठाना” चाहते थे। सो जब उन्होंने एक सोते हुए आदमी को देखा, तो उन्होंने उस पर मिट्टी का तेल डालकर उसे आग लगा दी।
Bir grup genç “biraz eğlenmek” istemişti ve uyuyan bir adamın üzerine yanıcı bir sıvı dökerek onu ateşe verdiler.
(नहेमायाह १३:१०) यह समस्या सुलझायी गयी, और “सब यहूदी अनाज, नये दाखमधु और टटके तेल के दशमांश भण्डारों में लाने लगे।”—नहेमायाह १३:१२.
(Nehemya 13:10) Bu sorun düzeltildi “ve bütün Yahuda buğdayın, ve yeni şarabın, ve yağın ondalığını hazinelere getirdiler.”—Nehemya 13:12.
एक तरफ मछुआरे, समुद्र में फैले तेल को इकट्ठा करने में लगे हुए थे, तो दूसरी तरफ पूरे स्पेन से आए हज़ारों स्वयंसेवक रेतीले किनारों को साफ करने में जुटे थे।
Balıkçılar denizdeki petrolü temizlemeye uğraşırken, İspanya’nın dört bir yanından gelen binlerce gönüllü, kıyıları temizlemek için çalıştı.
न्यू साइंटिस्ट पत्रिका के एक संपादक ने लिखा: “जलमार्ग के खुल जाने की वजह से, उनमें समुद्र से तेल और गैसें निकालने की होड़ लग गयी।”
New Scientist dergisinin bir başmakalesinde şöyle yazıyor: “Daha fazla petrol ve doğalgaz bulmak için sondaj yapabilmek amacıyla kıta sahanlığının ortaya çıkan kısımları üzerinde hak iddia etmek üzere çirkin bir kapışmaya giriştiler.”
पेट्रोलियम अनुसंधान के क्षेत्रों में ऐसा कार्य समुद्र-तल पर लगे उपकरणों पर, जैसे कि तेल-कूओं पर बने ढाँचों पर विनाशकारी प्रभाव करेगा।”
Petrol bölgelerinde böyle bir işlevin, petrol arama platformlarının denizdibi donanımı üzerinde tahrip edici etkileri olur.”
जाब बात तेल की आई केसे करके , अचानक ये बातो पे वे गौर करने लगे
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.
मान लीजिए, आपके घर में अचानक आग लग जाती है। उसे बुझाने के लिए क्या आप तेल डालेंगे या पानी?
Evinizde küçük bir yangın çıktıysa, yangını yağla mı, yoksa soğuk suyla mı söndürürdünüz?
मत्ती लिखता है: “यह देखकर, उसके चेले रिसियाए” और शिकायत करने लगे कि इस इत्र या तेल को बेचकर जो रकम मिलती, उसे गरीबों में बाँटा जा सकता था। (तिरछे टाइप हमारे।)
Matta kaydına göre, “şakirtler bunu görünce, gücenip” yağın satılıp yoksullara ayrılan paraya eklenebileceğini söyleyerek yakındılar.
बिना अधिक अंतराल के, दहरान, सऊदी अरामको का कॉर्पोरेट मुख्यालय जो दुनिया में सबसे बड़ी तेल कंपनी थी, रेगिस्तान में सभी दिशाओं में फैलने लगी
Çok geçmeden, Zahran, ARAMCO, dünyanın en büyük petrol şirketinin şirket merkezi, her yöne çöle dışarı dökülüp oldu.
मिट्टी के तेल और लकड़ी कोयला मूल्य श्रृंखला से पहले ही यह पता लगा: ये ईंधन पूरे देश भर में सर्वव्यापी हैं।
Gazyağı ve kömür değer zincirleri, bunu çoktan çözmüşler: bu yakıtlar bütün ülke genelinde kolayca bulunur.
उसने शायद घर जाकर अपनी माँ को बताया होगा कि ठंड से हमारी जान निकल रही है, इसलिए तब से उसकी माँ तेल खरीदने के लिए हमें हर महीने दस डॉलर भेजने लगी ताकि हम हीटर को हमेशा जलाए रख सकें।
O eve dönmüş ve annesine soğuktan donmak üzere olduğumuzu söylemiş olmalı ki, daha sonra annesi bize yakacak için her ay 10 Kanada doları gönderdi; böylece her zaman ısıtıcıyı açık bırakabildik.
बाइबल की व्याख्या करनेवाले कई विद्वान मानते हैं कि “ढाल में तेल मलो” ये शब्द, पुराने ज़माने की सेनाओं के एक रिवाज़ की ओर इशारा करते हैं। इस रिवाज़ के मुताबिक युद्ध में जाने से पहले सैनिक अपनी चमड़े की ढालों पर तेल मलते थे ताकि ज़्यादातर प्रहार उस पर लगकर फिसल जाएँ।
Birçok Mukaddes Kitap yorumcusu “kalkanı yağlayın” sözleriyle, eskiden askerlerin silah darbelerini savuşturmak amacıyla savaştan önce deri kalkanlarını yağlayarak kayganlaştırma âdetinin kastedildiğini düşünür.

Hintçe öğrenelim

Artık तेल लगाना'ün Hintçe içindeki anlamı hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunuza göre, seçilen örnekler aracılığıyla bunların nasıl kullanılacağını ve nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz. onları okuyun. Ve önerdiğimiz ilgili kelimeleri öğrenmeyi unutmayın. Web sitemiz sürekli olarak yeni kelimeler ve yeni örneklerle güncellenmektedir, böylece bilmediğiniz diğer kelimelerin anlamlarını Hintçe içinde arayabilirsiniz.

Hintçe hakkında bilginiz var mı

Hintçe, İngilizce ile birlikte Hindistan Hükümeti'nin iki resmi dilinden biridir. Hintçe, Devanagari yazısıyla yazılmıştır. Hintçe ayrıca Hindistan Cumhuriyeti'nin 22 dilinden biridir. Farklı bir dil olarak Hintçe, Çince, İspanyolca ve İngilizce'den sonra dünyada en çok konuşulan dördüncü dildir.